Hayatın akışına öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, çoğu zaman durup düşünmeye vakit bulamıyor, yavaşlayıp derin bir nefes almayı unutuyoruz. Her duyduğumuzu yapmamız, her bahsedilen yere gitmemiz, her beğendiğimizi almamız, her yeni tadı tatmamız, bütün bunları yapabilmek için daha çok kazanmamız, daha çok kazanmak için daha çok çalışmamız, daha çok çalışırken artan vakitlerde de hayattan kopmamak için sosyalleşmemiz, daha çok sosyalleşirken evimizi, evliliğimizi ihmal etmememiz, mükemmel eş, mükemmel anne, mükemmel aşçı, mükemmel arkadaş, mükemmel iş kadını, mükemmel yönetici, olmak isterken hep daha fazla çaba göstermemiz, sonuçta hep yorulmamız, yoruldukça daha çok tatile ihtiyaç duymamız, istediğimiz tatilleri yapabilmek için yine daha çok çalışmamız, hep çalışmamız…
Ne diyor bu kız diyorsanız söyleyeyim. Çalış-kazan-harca-daha çok çalış-daha çok kazan-daha çok harca kısır döngüsünden bahsediyorum. Bazen hayatımızın bu kadar zor olmasının en büyük sebebinin yine kendimiz olduğunu düşünüyorum. Ne zaman durup nefes alabileceğiz, ne zaman hayatı daha yavaş modda yaşabileceğiz diye beklemekteyim.
İşte bu günlerin bekleyerek gelmeyeceğini görüp, kendime sığamaz hale geldiğimde ise hemen kendimi bir deniz kenarına atıveriyorum. Yine böyle bir günden ve gün batımından fotoğraflarla sizi başbaşa bırakıyorum.
Oxxo Elbise,
Pull and Bear Sandalet,
TRF Çanta,
H&M Kemer
